Sonuç Bulunamadı

      Suda Doğumun Anne Açısından Faydaları

      Suda doğumun anne açısından yararları


      Dünya çapında kabul görmüş en önemli tıp enstitülerinden biri olan Cochrane‘in gebelik ve doğum grubunun 2007’de yayınladığı bildirgeye göre, Cochrane doğum grubunu da içeren birçok enstitünün katılımları doğrultusunda, katılımcıların %78’i travay sırasında ağrıyı azaltmayı, doğum evreleri arasında birincil önem arz etmişlerdir (Cluett & Burns,2009). Birçok fizyolojik ve psikolojik etkenin, doğumun ilk evresindeki ağrı döneminde etkisi olduğu söylenebilir (Lowe, 2002; Simkin & Bolding,2004). Ağrı evresindeki algı, insandan insana değişir ve şiddeti de buna bağlı olarak fark gösterir. Sıkça karşılaşılmasa da, doğumun ilk evresindeve doğum sırasında ağrı hissetmeyen vakalarla karşılaşılmıştır (Gaskin, 2003).

      Bunun dışında vakaların hemen hepsinde doğum ağrısı sırasındaki acı, kadınlar tarafından, hayatlarında karşılarına çıkan en şiddetli durum olarak betimlenmiştir (Melzack, 1984).Doğum olayını gerçekleştirecek kadının batın bölgesinin suya batırılması, takibinde ise doğum evrelerinden ilkinin veya tümünün suyun altında gerçekleştirilmesi oldukça uzun bir geçmişe sahiptir. Bu uygulamanın en temel nedeni ise doğum yapan kadının daha rahat hareket etmesi ve ağrının hafiflemesi olarak saptanmıştır (Garland & Jones, 2000; Toker & Ovalı Uran, 2015). Literatüre geçen araştırmalara dayanarak suda doğum olayının, perine bölgesinin esnekliğini arttırmak,perineal travmaları ortadan kaldırmak veya şiddetini önemli ölçüde azaltmak gibi, doğum eyleminde annenin hissettiği ağrı ve rahatsızlığın en büyük sebepleri üzerinde önemli etkilere sahip olduğu kanıtlanmıştır.



      (Maude & Foureur, 2007; Cluett & Burns, 2009; Mollamahmutoğlu vd.,2012).
      Suda doğum olayını tercih edilebilir kılan birçok fizyolojik sebepten bahsedilebilir. Su küvetinin içinde bulunmanın yarattığı hidrostatik basınç etkisi dolayısı ile, annenin hareket kabiliyeti ve kasılma sırasındaki rahatlığı en büyük kolaylık sağlayan durumdur. Hem fetüs hem de anne açısından bu pozisyon rahatlıkları, doğum olayı gerçekleşirken rahatlama ve esneklik sağlar (Cluett & Burns, 2009). Doğum olayının evrelerinde, doğum yapan kişinin ılık suyun içinde bulunması rahatlama, esneklik ve ağrının önemli düzeyde azalması için uzun süredir kullanılmaktadır

      (Garland & Jones, 2000; Menakaya vd., 2013). Aynı zamanda perinal travma ve Apgar skorları aynı olan anne-bebek çiftleri üzerinde yapılan kontrollü deneyler neticesinde, epidural ağrı giderici kullanma ihtiyacı, doğum olayını gerçekleştiren kadınlarda önemli ölçüde ortadan kalkmış veya azalmıştır. Dünya çapında kabul görmüş en kapsamlı veri tabanlarında suda doğum olayları üzerinde yapılmış tüm kontrollü deney düzeneklerini ve sonuçlarını inceleyerek, Cluett ve Burns ikilisinin vardığı sonuçlara göre ise, suda doğum olayının anne veya bebek üzerinde oluşturduğu herhangi bir olumsuz etkiye rastlanmamıştır.


      Rahatlama etkisinin yanı sıra, ılık suda doğum olayının gerçekleşmesi, ilerleyen sürecin optimizasyonunda ve gerçekleşen nörohormonal etkileşimlerin iyileşmesinde de etkin rol oynar (Yıldırım, 2005). Bu durum, katekolaminler gibi, stres hormonlarının salınmasını büyük ölçüde engeller.


      Stres hormonları doğumun ilk evresinde vücutta gerçekleşen hormonal düzeni ve özellikle de oksitosin aktivitesini baskılayıcı özelliğe sahiptir.
      (Ohlsson vd., 2001). Suda doğum olayı aynı zamanda gelişmiş uterin perfüzyonları ve daha az ağrı duyulan kontraksiyonlar ile de ilişkilidir. Bu iki durum yalnız başına doğumun ilk evresindeki ağrılı sürecin kısalmasına ve doğum olayını gerçekleştiren kadına daha az müdahele edilmesine etkendir (Aird vd., 1997; Garland & Jones, 2000; Moneta vd., 2001; Otigbah vd., 2000; Zanetti-Daellenbach vd., 2007). Doğum sürecinde ılık suda bulunan kadının mobilite kabiliyeti, fetüsün ve annenin uygun pozisyonlara kolaylıkla gelerek doğum olayının verimini maksimize eder

      (Maude & Foureur,2007; Toker & Ovalı Uran, 2015).
      Doğum sırasınca devam eden hidroterapi, kardiyovasküler sistem üzerinde önemli ölçüde fizyolojik etkiye sahiptir (Cefalo & Hellgers, 1978; Woodward & Kelly, 2004). Kadının abdomen bölgesinin tamamı ile suyun altında olması, kan basıncını rahatlatıcı seviyede düşürür ve periferal kan damarlarının vazodilatasyonu tetiklendiği için de kan akışı karada doğumlara nazaran daha düzenli ve aktif halde devam eder (Richmond, 2003). Kan akışının düzenli olmasına ve stress hormonlarının da azalmasına bağlı olarak doğumun ilk evresindeki kadın, doğum olayının kontrolünü elinde tutar, psikolojik ve fizyolojik olarak hem doğum süresince hem de doğum sonrası sağlığını daha etkin bir biçimde muhafaza eder (Green, Coupland & Kitzinger, 1990).

      Doğum olayının ikinci evresinde ise suda doğumun tercih edilmesi,farmakolojik ağrı kesicilerin alınmasına duyulan ihtiyacı etkin bir şekilde azaltır ve buna bağlı olarak da perineal travmalar önemli ölçüde engellenmiş olur. Suda doğumu tercih eden annelerin, aynı zamanda ikinci evrenin sonunda, doğum olayından daha tatmin olmuş oldukları kayıtlara geçmiştir (Burns, 2001, Garland & Jones, 2000; Young & Kruske, 2013).
      Literatüre geçmiş kayıt açısından en çok araştırmanın yapıldığı evre,doğum ilk evresi olan kasılmaların ve ağrıların yoğun olarak hissedildiği süreçtir. Tüm bu kontrollü deney ve çalışmaların ortak bir sonucu olarak suda doğum olayı, kasılmalara bağlı ağrının daha az hissedilmesinde, farmakolojik ağrı kesici ihtiyacının ve kısmî anestezi ihtiyacının ortadan kalkmasında önemli ölçüde etkilidir (Otigbah vd., 2000; Cluett &Burns, 2009; Chaichian, Akhlaghi, Rousta & Safavi, 2009; Geissbuehler vd., 2004; Mollamahmutoğlu vd., 2012).
      Perine bölgesindeki ve epizyotomi uygulamalarındaki travma riski açısından yapılan ve sonuçlandırılmış çalışmalarda, suda doğumu tercih eden ve karada normal doğum yapan vakalar arasında kayda değer bir fark görülmemiştir. Bazı çalışmalarda ise perine bölgesi travmalarında, ılık ve optimize koşullardaki doğum havuzu suyunun bir etkisi olarak, azalma olduğu kayda geçmiştir (Taha, 2000; Toker & Ovalı Uran, 2015).Sonuç olarak, suda doğumu tercih eden kadınların büyük bir kısmı, doğum olayından yüksek tatmin duyduklarını ve bir sonraki olası  hamileliklerinde suda doğumu tercih edeceklerini belirtmişlerdir. Azalan stress hormonlarının etkisi ve suyun yarattığı hidrostatik kaldırmaya bağlı  hareket kabiliyeti ile, daha az ağrı hissedildiği ve doğum olayının karada doğumlara nazaran daha kolay ve kısa sürede gerçekleştiği yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır (Cammu, Clasen, Van Wetteren & Derde, 1994; Cluett & Burns, 2009; Taha, 2000; Young & Kruske, 2013).




      GÖNDER