Sonuç Bulunamadı

      Doğurganlığı Artırmak Mümkün

      Bebek isteyen çiftlerin merak ettiği bir soruyu '' Doğurganlığı Artırmak Mümkün mü '' sizler için araştırdık..Cevap şaşırtıcı ama evet hemde Cambridge Üniversitesinin yaptığı bir araştırmaya göre şansınız %30 oranında artıyor..

      Şimdi Yapmanız Gerekenleri Sizlerle Paylaşalım.

      1- Sigara ve Alkol kullanımını terk etmeniz gerekiyor.



      Sigara ve alkol, kişinin tüm vücut sistemlerini, hormonsal dengesini bozmaktadır. Bu bağlamda sigara ve alkol kullanımından en çok etkilenen yeti üreme yetisidir. Sigara ve alkolün özellikle erkeklerin sperm sayılarında ve kalitesinde çok ciddi bir azalmaya sebep olduğu bilinmektedir. Aynı şekilde kadının yumurtlama düzeni ve yumurta sayısının da sigara ve alkolden olumsuz etkilendiği biliniyor. Bu konuda yapılan araştırmalar, sigara kullanan kadınların gebe kalmak için harcadıkları sürenin, sigara kullanmayanların harcadıkları süreden çok daha uzun olduğunu göstermektedir.  

      Bu bakımdan doğurganlığını korumak isteyenlerin sigara ve alkolden tamamen kaçınmaları gerekmektedir.


      2- Kilo ve egzersiz doğurganlık için çok önemlidir !



      Kişinin vücut ağırlığının normalde olması gerektiğinden daha az ya da fazla olması tüm vücut sağlığında olumsuz etkiler yaratabilmekte, başta üreme sistemi olmak üzere vücut sistemlerini olumsuz etkilemektedir. Bu sebeple de kadın, erkek hangi yaşta olursa olsun herkes kilosunu, vücut ağırlığını dengede tutmalı, vücut kitle indeksini normal değerler arasında korumaya çalışmalıdır.

      Kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi, düzenli olarak egzersiz ve spor yapması kesinlikle üreme fonksiyonlarını en sağlıklı değerde tutabilmek için son derece önemlidir. Şöyle ki; kadınlık hormonu olan östrojenin büyük kısmı yumurtalıklarda üretilmekte ve bunun üretiminde de vücuttaki yağ dokusu önemli bir role sahip olmaktadır. Vücuttaki östrojenin % 30’u kişinin yağ hücrelerinde dönüştürülerek ortaya çıkar. Döllenme de çok hassas hormonsal dengelerin yaşandığı karmaşık ve çok faktörlü bir olaydır. Bunun başarı ile sonuçlanabilmesi için düzenli seyreden bir hormonsal salgı gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında normalden az ya da fazla kilonun hormonsal dengesizlik ve bunun sonucunda kısırlığa neden olabilmesi doğal bir durumdur.

      Kişinin boyuna göre “normal” kabul edilen değerin % 10-15 altında ya da üstünde olan vücut ağırlığı üreme sisteminin yetisini çok ciddi şekilde etkileyebilir. Beslenme bozukluğu olan aşırı zayıf ya da aşırı kilolu kişilerde adet kanamalarının düzensiz olması bu etkinin çok önemli bir göstergesidir. Kadının düzensiz kanamalar yaşaması genelde anovülasyon, yani yumurtlamanın olmaması ya da düzensiz yumurtlama ile birlikte görülür. Hatta maraton koşucuları, yüzücüler, vücut geliştirme gibi ağır sporlar ile uğraşan kadınların pek çoğunda adet düzensizlikleri ve dolayısı ile kısırlık sorunu görülür.

      3- İlaç kullanımını sınırlamak



      Herhangi bir hastalığın tedavisi için kullanılan reçeteli ya da reçetesiz ilaçların her birinin vücut sistemlerimize az ya da çok mutlaka etkisi oluyor. Hiçbir zararı, yan etkisi olmayan, tamamen doğal bir ilaç neredeyse yok. Özellikle de bazı ilaçların kısırlığı tetikleyici, üreme sisteminin fonksiyonlarını bozucu etki gösterdiği bilimsel bir gerçektir. Örneğin ülser ve tansiyon ilaçlarının sperm sayıları üzerine olumsuz etkisi olduğu biliniyor. Bebek sahibi olmak isteyen kişiler mutlaka kullandıkları ilaçlarla ilgili doktorla görüşmeliler ve bunların azaltılması ya da bırakılmasının yaratacağı etkiye dair fikir almalılar. Bundan daha kötüsü olan, pek çok eczanede reçetesiz satılan bazı ilaçların hem gebe kalmayı hem de hamileliğin erken dönemlerinde bebeği olumsuz şekilde etkilediği bilinmektedir. Hamilelik şüphesi olanlar ve hamile kalmayı planlayanlar en basiti de olsa herhangi bir ilacı kullanırken çok dikkatli olmalı, öncelikle jinekoloğunuzun fikrini almalılar.


      4- Kafein alımı kısıtlanmalı 


      Kafein, günlük sınırlı miktarda tüketilirse kişiyi dinç tutabilmek adına faydalı özellikler barındırmaktadır. Ancak kafeinin fazla alınması üreme sağlığı için olumsuz etkiler gösterir. Kafein oranı yüksek olan çay, kahve, kolalı içecekler, çikolata gibi maddeler hem kadınlarda hem de erkeklerde üreme yetisini düşürdüğü için, çocuk sahibi olmak isteyenler kafein alımını günde 2 fincanla sınırlandırmalılar.


      5- Planlı bir cinsel ilişki rutini olmalı



      Bazı çiftler bebek istedikleri için her gün ilişkiye girerler. Ancak bu kadar sık cinsel ilişkiye girmek gebelik şansını arttırmaz, hatta yeterli sperm birikemediği için gebelik şansını azaltabilir. Canlı ve kaliteli bir spermin ortalama 72 saat, yumurtanın ise 24 -48 saatlik ömrü vardır, yani bu süreler içinde döllenme yetisi aktiftir. Ayrıca erkeğin menisinde yeterli sayıda ve kalitede sperm birikebilmesi için en az 2 günde bir boşalma olması gerekir. Bu bağlamda çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin 2, hatta 3 gün ara ile korumasız cinsel ilişkiye girmesi gebelik şansını arttırır.

      Normal şartlar altında çiftin gebelik elde etme şansının en yüksek olduğu günler yumurtlamadan önceki birkaç gündür. Ancak sadece adet kanamaları düzenli olan kadınlar yumurtlama dönemini hesaplayabilir. Eğer adetler düzenli aralıklarla gerçekleşiyorsa bir sonraki adetin başlayacağı günden 14 gün önce yumurtlama olacaktır. Bu kurala dikkat ederek girilen korumasız cinsel ilişkide gebelik elde etme şansı gayet yüksektir.




      GÖNDER